Neyse artık yılbaşı bitti , yıldız işi epey beni yordu , 4.dersi daha yazamadım tamamlayınca ekleyeceğim.12 ocak 2013 haftaki dersimiz union squares idi.Eldeki kumaşlarım ile yaptım.Hedefim mutfak sandalyelerime yastık haline dönüştürmek bakalım


Kursa birlikte gittiğim arkadaşım kendine öyyle şık güzel bir makas kılıfı yapmıştı ki hayran oldum
Hafta içi bir gün kursa uğramış orada görmüş kılıfı ve hemen yapmış, ellerine sağlık.Dün akşam dergilerimi karıştırırken tarifini gördüm veee bugün kendime yapayım istedim.Evdeki kırpık kumaşlarımla yaptım , baklava şeklinde yorganlama yaptım , sonra beğenmedim ve ayrıca biye geçecek uygun kumaşta bulamadım , bu sefer bir kat daha bir kumaş ile araya dantel koyarak dikip ters çevirdim.17cmX22cm ölçüsünde bir dikdörtgenden oluşuyor.
Makinamı satın alalı yıllar oldu.Aldığım bayii bana hiçbirşey öğretmediği gibi kılavuz bile vermedi.Sadece içinden çıkan standart kurulum kılavuzu ve makina ile başbaşa kaldım.Kime ne sorayım bilemez durumda
Singer uluslararası sitesine girdim bir iki bişi öğrendim , deneye yanıla yol almaya çabalarken , birgün bu SİNGER sitesinde gördüğüm değişik iğne ve ayakları almaya karar verdim , kendime bir liste yaptım ( sanki bu arada makinayı tam kullanabiliyormuş gibi , ama önüne geçilmez merak ve alma arzusu işte ).Beşiktaşta işyerime yakın olduğu için balık pazarı içinde küçük bir singer satış ve servisi buldum.Listemdeki birçok ayak ve iğneyi aldım ve kadıncağıza musallat oldum.Derdimi anlattım , makinam var herşeyim var ama bu makina hep bildiğini yapıyor beni dinlemiyor , ayarlayamıyorum , hızlı hareket ediyor , kumaşların altına ip topluyor , ip kesiyor falan falan , kadıncağız makinayı benden alsaydın sana özel ders yapabilirdim gibi saçma birşey söyledi sonrada makinanı al gel elimde kalmadı burada ben sana biraz anlatayım dedi.Ne matrak değil mi ben ataşaehirden makinayı sırtlanacam beşiktaşa ne o bana anlatacak.Epey inatla mücadele ile bana bir cd verdi.Meğerse bu cd makina yanında veriliyormuş ama bana vermemişler , kadıncağızda elimde bu cd olmasına rağmen bu kadar problem yaşamama şaşırmış.Neyse bu cd den epey birşey öğrendim , ayarları nasıl yapacağımı falan.Ben mutlu mesut bir yol kat ettim diye devam ederken , bir türlü kumaşın altında ip toplamasını , ipin sıkça kopmasını çözemedim.Bazen sorunsuz çalışıyor bazende beni çıldırtıyor , kendimce farklı ne ayar yaptım ki diye debelenip duruyorum.Singer servisi arıyorum belki bakım gerekiyordur diye , onlarda böyle bir hizmet olmadığını , bakımı yani temizleme ve yağlama işini kendimin yapmasını arıza durumunda servise gitmemi önerdiler.Bana göre gayette arızalı , elimdeki dökümanlara göre yapıyorum bende hata yok ama makina ip topluyor.Sonra bostancı tarafında bir servis buldum ama asıl yetkiliye ulaşamadım bir türlü.Derken bu patchwork kurslarım başladı ,fakat o da nesi oradaki makinalar adeta şiir yazıyor ama benim makinam bana dert yapıyor.Parama kıyamadım basit seriden aldım ondan oldu diye hayıflanıp duruyordum.Hocamda makinanı birgün al gel bakalım diyor ama ben bir türlü götüremiyorum.
VEEEE olan olduuuu , uzun zamandır amerikadaki sitede takip ettiğim bir bayan dikiş dersi açtı ve ders ücreti damping fiyata 12 dolara düşünce hemen kaptım.Ve fakat benim sorunum ne kadar küçük bir şeymiş !!!!! Eski proje müdürm hep derdi ki birşey anlatacaksan karşındaki sanki aptalmış ve hiçbirşey bilmiyormuş gibi anlatmalısın.Bir kez daha kendini saygı ile andım.Elimdeki dökümanların hiçbirinde bu kadar basit birşeye yer verilmemiş
Ve hatta geçen gün Filiz AKIN ın bir röportajını dinledim , 40 yaşından sonra yemek yapmaya başlamış ve etrafındaki insanları aradığında göz kararı su koy , tuzunu ekle gibi hiçbirşey bilmeyene yardımcı olmayan tariflerde bulunmuşlar ve kadıncağızda benim gibi şaşkın olmuş.( bir başka seferde mutfaktaki bu hiç bilmezliğimi KURU FASULYE maceraları adı altında 17 bölümde ki hala devam eder yazacağım )
Sonuçta dedimki benim yaşadığımı kimse yaşamasın , bu konuya merak salan kişilere belki kısa yol olurum
İştee makinam bu , çokta yakışıklı değil mi ???Artıkonunla daha mutlu bir birlikteliğimiz var
İplik her daim makaranın altından gelecek şekilde yerine takılmalı ( ben bunu bilmiyordum , ve makaranın başına küçük stoperi takıyordum , oda tırnaklı olduğu için ipte makaranın üstünden geldiği zaman takılıp kopuyormuş )
Dikiş bittiğinde iğne kumaşa geçmiş kalıyordu , iğneyi çıkarmam gerektiği için yandaki bu yuvarlağı ileriye doğru döndürüyordum NE YAZIK Kİİİİ , aslında bu yuvarlaka hep kendine doğru çevirilmeliymiş.Bundan dolayı hep kumaşın altında ip toplanıyormuş .Bu kadar mı basit olabilir benim bu büyük problemimin çözümü !!!!!
Makinanın altındaki masuraya ipi sardıktan sonra , ip hep sol tarafta kalacak şekilde , masura önce kılıfına sonra makinaya yerleştirilmeli imiş.
İŞTEEE BUYMUŞ BENİM SIKINTIM.ÇOK ŞÜKÜR AŞTIM
Çok zorlayıcı bir çalışma oldu.Çok güzel kumaşlar aldık kurs yerimizden .Diagonal parçaların kesiminin ve dikiminin bu kadar zor olduğunu hiç tahmin etmedim , ve bir haftasonu boyunca kesimleri yaptım , çok sıkıcı bir safhası idi.Sonra dikmeye başladım fakat oda nesi birleşimlerde köşe noktalar hep delik kaldı çok moralim bozuldu , internetten aradım taradım , oradaki tarife göre diktim eh fena değil oldu delik kalmadı ama bu seferde çok güzel birleşmedi.Tamda 8 blog luk kesim yapmıştım.Bu sefer dedimki sanırım kesimleri beceremedim hepsini tek tek inceledim , milim farklı olanları tek ölçüye getirim bir kısmı düzelemeyecek gibiydi .Neyse epey zorladı beni ve blog halindeykende hiç güzel olmadı epey moral bozukluğu yaşadım , bu çabalar sonucunda yaptıklarımı hocama gösterdiğimde o da olmadığını söyleyince epey moralim bozuldu , ama o bile nerede hata yaptığımı çıkarmadı.
Sanırım diagonal kesim ve dikim benim için epey erken.Sonra elimden geldiğince düzelterek , 3 küçük runner , 2 normal runner , ve bir yastık kılıfı diktim.Bir küçük runner ve yastık kılıfını kendime ayırıp kalanları hediye ettim.Blogları oluşturduktan sonra yorganlama kısmı , biye dikimi ve bastırılması işleri hiç bitmeyecek sandım gerçekten
Hem zor bir model hemde sayıca çok ne mücadele idi ama ……
Herşeyi tamamlandıktan sonra verdiğim çaba ve emek gözönünde bulundurulursa hiçte fena olmadı yaniiiiii.Büyüdükçe daha güzelleri gelecek.İlk defa yılmadım , ama bana göre başardım.Hediye ettiğim insanlara da ümit ederim yılmamaları ve sebat sabır göstermeleri için uygun enerjiyi akıtır.
En kolay imalattı
, sadece yön ve sırasını karıştırmamak gerekiyor , yine de fena olmadı hani , elbette birz küçük oldu tam benim ayağıma göre
neyse seneye daha kocamanlarını yaparım.Kalıp ile kumaş , elyaf ve astarı kesiyorsun.Birde burun ve topuk kısımları var.Onlar ayrı kalıp ,onları düzgün birleştimek biraz zor , dedimya dikerken sıra ve yönler çok önemli , ikinci püf nokta ise iç elyaf ve astar iç bükey yerlerde gerçek kalıptan daha dar olacak şekilde dikilmeli , yoksa büzüşme oluyormuş , yine dışa doğru dönen kıvrımlarda çıtlama kesikleri atmak gerekiyor. Umarım seneye bu sıraları hatırlarım yoksa birkaç denem ile dik sök yapıp bulmam lazım.Toplam dört tane yaptım.Sadece üçünü tamamlayabildim.Çünkü dördüncüsünün üzerinde bir de kardan adam figürü var onun el işlerini bitiremedim yılbaşı geçti.
2 tanesini hediye ettim …



Kursta aralık ayı başı itibari ile bizim isteğimiz ile yılbaşı hediyeliklerine başladık.
En başta bir kalıp ile çam ağacı formunda kumaşlarımızı kesip birleştirip süsledik, ucuna da çam taktık.Malum Feng-shui de çan önemli bir konu bundan dolayı keyifli bir çalışma idi .Beşiktaştaki tuhafiyeden aldım çanlarımı.Evde de geçtiğimiz senelerden aldığım simli ponponlar ve Tchibo dan aldığım incik boncuklar vardı , süsleme için onları kullandım.6 adet diktim ama ancak iki tanesini süslemeye vaktim yetti.İlkini mesai arkadaşlarımdan birine yaptım , böyle çalışmalara çok kıymet verir , benim için önemli olan ama küçük olan bu hediyeciğin onu keyiflendireceğini düşünüyordum nitekim öyle de oldu.Ben onu çamını süslemeye çabalarken şaşırtıcı birşey oldu.Sayın kocamda kendine bir çam yapmamı istedi , masasına koyacakmış.Ben önce şaka yaptığını düşündüm , ciddiye almadım.Çünkü onun böyle şakalrı pek boldur bazen ne kadar cidi olduğunu anlayamıyorum
Neyse ona da erkeksi bir renk mavi çamı seçtik , onuda süsledim , hakikaten işe götürdü ama ne yaptı o kadarını bilemiyorum.Her ikisinide gönülden ve severek yapmıştım , mesai arkadaşımda zaten sevgi ile yaptığımı hissetmiş olmaki hazırladığı yeni yıl kutlamasında çanın resmini kullanıp SEVGİ ile yazmış.Öyle hoşuma gitti ki anlatamam 

Çook uzun zaman olmuş hiç birşey eklemeyeli , elbette boş durmadım birşeyler kendimce ürettim.Hayatımın en güzel kasım ayını yaşıyordum , yeni bebekler geldi , sayın kocamın doğumgünü vardı , düğünler sıra sıra , kına geceleri , tam hız giden kırkyama çalışmalarım derken birden bire herşey tepetaklak oldu.Çevremi hastalıklar ölümler sardı.Resmen kasım sonundan sonra tüm aralık böyle üzüntü ve sıkıntı dolu yaşandı.Dilerim son oldu …..
En önce kuzenim hastalandı , çook büyük bir acı idi , çaresizlik , içimin yanması bambaşka.Herkesle sürekli bir empati halinde olup birde onlar için ayrıca üzülmekte beni yordu.Eşinin çaresiz ve ümit dolu çırpınışları , kızının mahsun çırpınışları , kardeşinin acı içinde olması , annemin yeğen acısı ile kavrulması .Hepsinin rolüne girdim çıktım ve bir kuzen olarakta üzülmek cabası idi.Tam bir hafta , benim için hayat durdu , duygular sadece iç yanması idi, aklım çalışmaz hale geldi.Gerçekten yüreğim yandı , ya benimde eşime birşey olursa , ya yeğenlerime birşey olursa , ya abilerime birşey olursa diye paranoya ya başlamıştım.
En çok kabullenemediğim ise ÖLÜMÜN bu kadar yakınıma kadar sokulması idi , kuzenler ölmezki onlar abi abla çok yakındalar , bunu aşamadım bir türlü , hani yaşlı veya büyük dediğin insanların kaybı yine çok üzüyor ama yine de bir derece , bu kadar bu sona yaklaşmış olmak , ya da yaşlanmış olmak , ne bileyim ben zor geldi.Kabullenebildim mi ? Sanmıyorum hala red ediyorum bu gerçeği.
Bu süreç içinde tam üç cenaze , üçte ağır hasta ziyaretleri beni epey dibe çekti.İŞİN GERÇEĞİ budur.
20 ekim cumartesi 2.dersim vardı , hazırlıklarım bu sefer eksiksiz tamdı
Bu hafta runner yapılacaktı.İlk blogu derste yaptım bitirdim , diğer 2 tanesininde kesimlerini tamamladım.Renklerde yumuşak hoş oldu ,bugün itibari ile kesimini yaptığım2 bloguda diktim , hoş oldu bence bakalım hocam ne diyecek.Önümüzdeki derste bu iki ders hazırladığım bloglar artk bitime gidecek.Heyecanla bekliyorum yine


Veeee final gerçekleşti.Runner a dönüştü , hayatımın ilk yorganlamasını yaptım.İnternetten seyrettiğim kadarı ile teğel atmak gibi birşeydi.Sonra öğrendim ki yorganlama ipliği başka bir çeşit iplikmiş.Ama ne yazık ki bu runnerın yorganlamasına evdeki dikiş ipliği ile başlamıştım ve geri adım atmadım, ööle devam ettim.İnsanın parmakları pek acıyormuş ve arada elyaf olduğu için mi yoksa gerçekten ilk tecrübem olduğu için mi epey zorlandım.Nerede bu dikişi yapacağımı bilemedim , kafama göre birşeyler yaptım işin açıkçası .Dikiş uzunluklarımda hiç birbirini tutmadı , tutturabilseydim çok hoş olurdu
sanırım yaptıkça gelişebilecek birşey bu
Yine de biten örtü herşeyin ilki olduğunu için fenada olmadı.Şimdi yemek masmın üzerini süslüyor , 
şans bu yaa 2 yıl sonunda evimize gelen İDİZ ler de nefis bir hediye getirmiş hemde idizim seçmiş bu
renklerde tuttu ve çok yakıştı .
Kurs hocama gösterdiğim zaman gerdirerek dikmem gerektiğini söyledi , alt yüz kumaş biraz buruşuk olmuşta
.İlk kez yorganlama ve biyeleme çalışmasını gözönünde bulundurmak lazım …..
Sene 2005 yine yani evlendiğimiz zaman
ne kadar çok şeyin başlangıcı yahuuu
bebek sahibi olmak için mücadelem başlamıştı , işi o kadar ilerletmiştim ki o kadar çok siteye üye olmuştum ki çocuk yemeklerine kadar
Bu takıntılı süreçten çok şey öğrendim kazandım ama bebeğim olmadı
Kısmette yokmuş ne yapalım bunda da bir hayır vardır
İşte o sitelerden birinde ismini not almamışım ne yazık ki saygı gören ve yol gösteren bir CANKIZ ABLA vardı.Kendisini hiç tanımadım ama bilgi paylaşımlarını hep önemsemiştim.İşte CANKIZ ABLA çocuklarında çok sevdiğini söylediği bir sütlaç tarifi vermişti .O yıllardan beri dönem dönem pişiririm hakikaten oldukça hafif ve güzel , denemenizi tavsiye ederim
Malzemeler :
1 litre süt
5 yemek kaşığı şeker
5 yemek kaşığı pirinç
1 yumurtanın sarısı
1 fiske tuz
1 tepeleme tatlı kaşığı nişasta
Yapılışı :
Pirinci yıkayıp 2 su bardağı su ve 1 fiske tuz ile iyice pişirilir.Dibinin tutmamasına dikat edilmeli.Çok kısık ateşte suyu çektirilir.
Süt,şeker,nişasta ve yumurta sarısı karıştırılır.Karışım yavaş yavaş dökerken hızla pişmiş pirinç karıltırılır.
Koyulaşmaya başladığında ateş çok kısılır ve göbek atmaya başlayınca ateş kapatılır.
AFİYET OLSUN SANA DA SELAM OLSUN CANKIZ ABLA
2005 yılından beri yani evlendiğimden beri her sene aşure zamanını hiç kaçırmam , hem çok sevdiğim bir tatlı hemde hoş bir paylaşım
Bu senede yapmak ve dağıtmak nasip oldu çok mutlu oldum
Aşamalarını resimlemeyi planlamıştım ama dalmışım ve unutmuşum ne yazık kii
farkettiğimde artık çok geç olmuştu , ama olsun bir kez daha pişirdiğimde resimlerinide paylaşırım .Tarifi nereden aldığımı not etmemişim ama her kim verdiyse elleri ve yazısı dert görmesin , çünkü tam benim arzu ettiğim lezzette oluyor.Şimdiye kadar yaklaşık 10 kere pişirdim sadece bir kez bana oyun yaptı !!! kıvam alması gerekirken tüm malzemeler sanki suyun içinde yüzüyorlardı , o kadar çok üzülmüştüm ki , sayın kocamda ben çok üzülünce herşeyi bilen kişi olarak nişasta ekleyip tekrar kaynatmamı söyledi.Tabikiii ben onu dinlemedim ertesi sabah anneme sorduğumda o da aynı şeyi söyledi !!!!! Ama yine en çok bilen ben olarak tabiki birşey eklemeden ertesi günü hepsini bir kez daha uzun uzun kaynattım oldu , demekki ben çok acele ettim , yazan dakikalarda sanki pişmek zorundaymış gibi ….Her neyse bu da ailemizin önemli bir aşure hatırası
Malzemeler:
2 su bardağı buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
1/2 su bardağı pirinç
5 su bardağı şeker
15 su bardağı su
1 su bardağı çekirdeksiz üzüm
1 su bardağı küp küp doğranmış kayısı
1 su bardağı incir
1 su bardağı fındık
Sülemek için : Fındık,dolma fıstığı ,kuş üzümü
Yapılışı :Akşamdan buğdayları güzelce yıkadıktan sonra suyunu süzün, üzerini 4 parmak geçecek kadar ya da 15 bardak soğuk su ile bir taşım kaynatıp sabaha kadar o suda bekletin.Yine akşamdan kuru fasulye ve nohutu ayrı kaplarda ıslatın.Sabah nohut ve fasulyeyi süzüp düdüklü tencere de bir arada ( istenirse ayrı ayrı ) üzerine 2 parmak kadar soğuk su koyup ortalama kolay pişen cins iseler 25 dakika pişirin.
Kayısıları tavla zarı büyüklüğünde doğrayıp , üzümlerle birliket üzerini iki parmak geçecek kadar su ile 10-15 dakika kaynatın.Tüm kuruyemişi yıkamayı unutmayın.
Büyükçe bir tencereye kaynatılmış nohut ve fasulyeyi , buğday , pirinç ve kuru meyveleri suları ile birlikte koyun.Tencerenin altını orta hararetli ateşe getirin.Kaynamaya başlayınca şekeri ilave edin ve 10-15 dakika kaynatın ( hani yukarıda anlattığım sulu olma konusu bu 15 dakika çok sadık kaldığımdan oldu , ocağın verimine ve malzemenin pişme kapasitesine göre bu süre değişiyormuş
) Altını kapat ve bir çimdik tuz , ,ncir ve fındığı ekle.İnciri ocağı kapatmadan eklersen aşurenin rengi kararabilir.Soğuduktan sonra süsleyin.
Afiyet olsun bana göre gerçekten güzel oluyor ve her yiyenden övgü alıyorum.Akşamdan ıslatma işi çok vakit almıyor sabaha kalan işin toplamı yaklaşık 2 saat sürüyor benim hızımla yani çok ta zor değil ….